Futbol seyircisinde fanatiklik ve insan psikolojisi üzerindeki etkisi.
Spor fanatikliği makalemizi Toronto Üniversitesinden Psktr. Yard. Doç.Dr. Caner Karaçay sizler için yazdı.
Teknolojik gelişimlere paralel olarak bireylerin artan serbest zamanları değerlendirmesiyle de gittikçe büyük önem kazanan, hızla yayılan ve gelişen spor, günümüzde kitleleri peşinde sürükleyen onları disipline eden ve yönlendiren önemli bir olgudur. Spor branşları arasında sporcusu ve izleyeniyle en büyük payı alan futbol, tüm dünyayı saran ortak bir heyecan ve rekabet sporu haline gelmiştir. Geniş kitlelere hitap eden futbol, değişik sosyo-kültürel yapıya sahip insanlardan oluşmaktadır. Küçükten büyüğe, gençten yaşlıya, erkekten bayana kısaca toplum içerisinde herkesin ilgisi oranında bir takıma sempati duyduğu günümüzde, spor seyircilerinin yeri, önemi ve bunların psikolojik yapıları önemli bir yer tutmaktadır.
Toplum kalıplaşmış davranışlardan oluşmakta ve kişilerin davranışı daha çok bu geniş kalıp ihtiyaçları sonucu ortaya çıkmaktadır. Kişilik, normal yaşantının dışında bir de sosyal olaylarla ilgilidir. Konu spor olunca ilk akla gelen ise hangi takım tutulduğudur. Dolaylı da olsa hemen hemen herkesin ilgisini çeken bir takım veya spor türü vardır. Kişiler, inançlı bir şekilde diğer üyelerle işbirliği ve dayanışma içinde grubun hareketlerinde etkin çaba harcamakta, bu ilgilendikleri sporla psikolojik olarak kaynaşıp bütünleşmekte ve yenilince kızmakta, kazanınca da sevinmektedir. Ancak, bir spor izleyicisi, başarı kadar başarısızlığın, yengi kadar yenilginin de futbolun doğal sonucu olduğu düşüncesini taşımalıdır.
Sosyo-kültürel bir olgu olan sporun içerisinde, seyirciler önemli bir kalabalık, kitle oluşturmaktadır. Rasgele kişiler topluluğundan oluşan kalabalık, kişilerden değişik özelliğe sahiptir. Spora katılan gruplar günlük yaşamın problemlerini taşıyarak tribünlere gelmekte ve seyirci denen kalabalığı oluşturmaktadır. Bu kitle, dinamik bir yapıya sahiptir. Kalabalıklar, genellikle çok sayıda arkadaş grupları ve yakınlarından, aile üyeleri ve tek tek bireylerden meydana gelir. Bir kişi bir olaya kalabalık içindeyken ait olduğu kalabalığın koyduğu normlar içinde tepkide bulunduğu halde yalnızken aynı olaya farklı tepkiler gösterebilmektedir.
Bugün seyirci davranışları ve kişilik özellikleri bir tartışma konusu halini almıştır. Özel izlenimlerden bilimsel çalışmalara kadar dile getirilmekte olan bu konu ile ilgili fikirler değişik olmakla beraber, genel eğilim şudur ki son yıllarda türbinler birer problem alanı halini almış, seyirci davranışlarında istenmedik yönde değişiklikler olmuştur. Taraftarların her geçen gün takımlarına karşı biraz daha tutumlu, gerçekleri görmeye karşı isteksiz, arkadaşlarına, hakemlere, sporculara ve diğer izleyicilere karşı saygısız, saldırgan hale geldikleri açıkça gözlenmektedir. Seyircilerin günlük hayatlarının dışına çıkarak farklı kimliklerle bu faaliyetlere katıldığı izlenmektedir.
Sporda gerekli olan düzeyli tartışmaların ve tenkitlerin çoğu, sporun rekabete elverişli doğasındaki hırçınlıklar sebebiyle yerini Antisosyal Kişiliğin öğretilmesine bırakmıştır. Bu da futbolu, izleyicilerin ve kitlelerin top yekûn bir şekilde gerçek durumdan uzaklaştırılmalarını sağlayan bir araç durumuna getirmektedir. Her insanın dış görünüşünün yanında bir de psikolojik yönü vardır. Özellikle sporda bu çok önemlidir. Bu araştırmada takım taraftarlarını fanatik sayılabilecek davranışlara iten motivasyonel ve psikolojik etmenlerin neler olduğu belirlenmeye çalışılacak ve aşağıda alt problemlere çözüm getirilecektir.
® Taraftar niçin grup içindeyken yalnız başına olduklarından daha fazla riske girme eğilimi gösteriyor? ® Fanatikler hangi davranışlardan etkileniyor? ® Motivleri nelerdir?
Gereç ve Yöntem
Araştırmanın evrenini İstanbul ili dahilinde G.S taraftarı oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini oluşturan Süper lig takımlarından G.S’nin maçlarını sürekli izlediklerini belirten 160 gönüllü futbol seyircisine, hazırlanan anket uygulanmıştır. Araştırma genellikle ankete dayanan veriler üzerinde yürütülmüştür. Bunun yanında konuyla ilgili kaynaklardan tarama yöntemiyle elde edilen bilgiler kullanılmıştır. Değerlendirmelerde değişkenler arasında ilişki olup olmadığını saptamaya yarayan gruplandırılmış değişken ve verilere uygulanan bağımsız x2 testi uygulanmıştır. Bu testin birinci aşamasında yüzde değerler üzerinde hesaplama yapılmış ve ikinci aşamada ise bazı tablolar karşılaştırılarak. ilişki olup olmadığı araştırılmıştır. İstatiksel değerlendirmeler. SSPS paket program kullanılarak yapılmıştır.
Yapılan çalışmada ankete katılan seyircilerin 15-30 yaşları arasında erkek seyircilerden oluştuğu tespit edilmiştir. Yine bu seyircilerin % 57.5’nin evli, % 42.5’nin ise bekar veya eşlerinden boşanmış kimseler olduğu gözlemlenmiştir. Bu seyircilerden % 73.2’si merkez, % 26.8’i ise ilçede oturduklarını belirtmişlerdir.
Bulgular
Araştırmada, anket değerlemesinden elde edilen veriler özetlenmiştir:
Seyircilerin % 32.5’nin ekonomik % 23.8’nin işsizlik, % 13.1’i ise toplumda ezilmişlik hissi gibi hayatı etkileyen önemli olayların yaşamlarını etkileyen olaylar sıralamasında en önde oldukları anlaşılmıştır Seyircilerin eşine ve ailesine göre % 35.6 hırçın, % 23.8 sinirli ve % 27.5’i ise sesiz ve sakin olduklarını belirtirken, çevrelerine göre kendilerini nasıl gördüklerine dair cevaplarında; % 58.8’i çevrelerinin kendisini sesiz ve sakin, % 15.6’sı sinirli ve hırçın, % 10.0’nu ise kavgacı olarak bilindiklerini belirtmişlerdir.Seyircilerin tezahüratlarda % 68.7’si takım sloganlarını kullandıklarını ve % 31.3’ü ıslık, yuhalama, küfür ve hepsine katıldıkları anlaşılmıştır. Seyircilerin % 53.8’i küfürlü tezahüratın hatalı bir davranış olduğunu, % 19.4’ü ise hem suç hem de rahatlama yolu olduğunu belirtmiştir.
Seyircilerin bu güne kadar başlarından geçen ve hayatlarını etkileyen olaylarla hakemin takımları aleyhine vermiş olduğu kararlara karşı tepkilerini karşılaştırdığımızda daha çok toplumsal ezilmişlik hissi, işsizlik ve ekonomik sorunlar geçiren kişilerin tepkilerini küfrederek (% 27.5) belirttikleri anlaşılmıştır. Yine hakemin takımları aleyhine verdiği kararlara karşı tepkilerinde, hakemin verdiği karara karşı saygı gösterdiklerini (% 56.9) ifade etmelerinde anlamlı sonuç bulunmuştur (p<0.05).
Seyircilerin öğrenim durumları ile oyun kuralarını yeterince bilip bilmediklerini karşılaştırıldı: % 53.1’i ile birinci sırayı aldığı gözükmektedir. Fakat öğrenim durumu ile futbol oyun kurallarını bilme arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0.05) Seyircilerin alınan yenilgiden sonra yaşamlarını nasıl etkilediği ile bu sıkıntıları giderme yollarını karşılaştırdığımızda seyircilerin o gece uyumadıkları ve bunun acısını ailelerinden (% 78.1) çıkartma yoluna gittikleri anlaşılmıştır. Takımlarının aldığı yenilgi sonrası tutumları ile bu yenilginin stersini giderme yolları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Seyircilerin çevrelerinde nasıl bir insan olarak tanındıkları ile karşı takım taraftarlarını nasıl gördükleri karşılaştırıldığında çevrelerine göre sinirli tanınan insanların karşı takım taraftarını düşman (% 47.7) olarak gördüğü anlaşılmıştır. Çevresine göre tutumları ile karşı takımın taraftarlarını hangi gözle gördüğü arasında istatistiksel yönden anlamlı bulunmuştur.
Yine seyircilerin mutlu bir gençlik geçirip geçirmedikleri ile maç esnasında bağırıp küfretmeyi nasıl gördüklerini karşılaştırdığımızda mutlu bir gençlik dönemi geçirenlerin bunu bir hatalı davranış olarak gördükleri anlaşılmıştır. İstatistiksel yönden anlamlı bulunmamıştır. Seyircilerin çevrelerinde nasıl bir insan olarak tanındıklarıyla tezahürat yapınca rahatlama hissedip hissetmedikleri karşılaştırılınca çevrelerinde sesiz ve sakin olan insanların bağırıp tezahürat yapınca büyük bir rahatlama hissettikleri anlaşılmıştır. Bu durum istatistiksel yönden anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Hırçın, sinirli ve kavgacı kişilerin tezahürat yaparak rahatlama yolunu seçtikleri anlaşılmaktadır.
Tartışma
Araştırmaya gönüllü olarak katılan taraftarların meslek durumlarına bakıldığında % 33.1 ile en çok serbest meslek sahibi ve daha sonra % 29.4 ile de işçiler olduğu anlaşılmıştır . Seyircilerin % 55’nin mutlu bir gençlik ve çocukluk dönemi geçirmedikleri tespit edilmiştir. Seyircilerin bu güne kadar başlarından geçen ve hayatlarını etkileyen olay olarak % 32.5'nin ekonomik, % 23.7'si ise işsizlik olduğu anlaşılmıştır. Eşlerine, ailesine ve çevresine göre seyircilerin % 63.4'nün sinirli oldukları anlaşılmıştır. Ertürk'ün (10) yaptığı araştırmada buna benzer durum tespit edilmiştir.
Tezahürat biçiminde, seyircilerin % 68.7’sinin takım sloganını, % 18.7'sinin ise küfür, yuhalama, ıslık gibi tezahüratları tercih ettikleri anlaşılmıştır. Yazıcı'nın (16) yaptığı çalışmada seyircilerin bu davranışlara benzer hareketlerde bulundukları tespit edilmiştir. Acet ve Serarslan da (1), seyircilerin sosyo-kültürel yapısının şiddet eylemine etkisi üzerine yapmış oldukları çalışmada, futbol seyircilerinin yapı itibarıyla şiddete daha yatkın bir özelliğe sahip oldukları sonucunu ortaya çıkarmışlardır. Seyircilerin maç esnasında % 53.8'nin küfür edip bağırmayı hatalı bulduklarını ancak buna rağmen % 19.4'ünün bunu bir deşarj yolu olarak seçtikleri anlaşılmıştır. Cebe (5), futbol müsabakalarında seyircilerin saldırganlıkları üzerine yaptığı çalışmada bulgularımız desteklemektedir.
Araştırmaya katılan seyirciler hakemlerin kendi takımları aleyhine vermiş oldukları karara % 27.5’i küfrederek karşılık verdiklerini, % 6.9’u ise mümkün olursa sahaya inip hakemi dövmek istediklerini belirtmiştir. Hakemin kendi takımları lehine verdiği kararlarda, % 48.8’i alkışlayarak tepki gösterdiklerini açıklamıştır. Bu kararlara en ilginç tepkiyi gösteren kişilerin % 20.0 ile toplumda ezilme hissi duyan kişiler olduğu ve bunların tepkilerini küfrederek belirttikleri ortaya çıkmıştır. Hakemin verdiği karar ile yaşamlarındaki sıkıntılar arasında istatistiksel yönden anlamlı sonuçlar elde dilmiştir. Seyirciler, hakemin takımları lehine veya aleyhine verdiği kararlara mutlaka olumlu veya olumsuz tepki göstermektedirler.
Maçlara sürekli olarak serbest meslek sahibi (% 33) ve işçilerin (% 34.8) gittiği anlaşılmıştır . Meslek grupları ile sürekli maçlara gitme arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Seyirciler, oyun kurallarını yeterince bildiklerini (% 82.5) belirtmiştir. Öğrenim durumları incelendiğinde en çok % 53.1'nin lise, % 11.2'sinin ise ilkokul mezunu olduğu anlaşılmıştır. Seyircilerin öğrenim durumları ile oyun kurallarını yeterince bilip bilmediklerini karşılaştırdığımızda ise yine istatistiksel yönden anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir (p>0.05). Takımları maç kaybettiği zaman üzüntülerinden dolayı o gece uyuyamadıklarını (% 34.4), yenilginin acısını ailesinden (% 78.1) ve arkadaşlarından (% 13.8) çıkardıklarını belirtmişlerdir.
Çevrelerinde nasıl bir insan olarak tanındıkları ile karşı takım taraftarını hangi gözle gördüklerini karşılaştırdığımızda anlamlı bir ilişki olduğu gözlendi (p<0.05) ve çevrelerine göre sinirli olarak tanınan insanların % 47.7’si karşı takım taraftarını düşman olarak gördükleri anlaşılmıştır (Tablo 12). Seyircilerin mutlu bir gençlik geçirip geçirmedikleri ile maç esnasında bağırıp küfretmeyi nasıl gördüklerini karşılaştırdığımızda istatistiksel olarak anlamalı bulunmazken (p>0.05), mutlu bir gençlik dönemi geçirenlerin % 45.3 ile bu davranışı hatalı buldukları tespit edilmiştir. Seyircilerin çevrelerinde nasıl bir insan olarak tanındıkları ile tezahürat yapınca rahatlama hissedip, hissetmediklerini karşılaştırdığımızda anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Çevrelerine göre sessiz ve sakin olan insanların da % 55.2’si bağırarak tezahürat yapınca rahatlama hissettiklerini belirtmişlerdir.
Sonuç
Bireyler toplumda yalnızlığını gidermek ihtiyacını duymaktadır. Bu nedenle bir guruba, bir takıma katılarak yalnızlığını gidermek ister, böylece bir sportif takımı destekleyerek o takımla özdeşleşir ve bireyde takıma hizmet ettiği duygusu oluşur (14). Ancak, Sporla gönül bağı kurmayı bir spor kulübüne taraftar olmakla özdeşleştiren anlayış yıkılmalı, spor severliği insan severlik olarak algılayıp geliştirmek gereklidir (15). İyi bir oyun seyirciyi coşturduğu gibi, kötü oyun da seyirciyi tahrik edip olay çıkarabilmektedir. Kendisini seyretmeye gelen taraftarına karşı; futbolcu, antrenör ve yönetici oyun içinde ve dışında davranışlarına dikkat etmeli, hakemlere ve rakip takımın oyuncusuna ve taraftarlarına yaptıkları en küçük olumsuz hareketler, kendi taraftarları tarafından büyütülerek tahrik unsuru olabilmektedir. Bu konuda futbolcular, antrenörler, yöneticiler ve sahadaki görevliler görevlerinin bilincinde olarak, tahrik edici davranışlardan uzak durmaya dikkat etmelidirler. Taraftar takımını desteklerken onu fanatik tarzda sayılabilecek hareketlere daha çok bu tip olumsuz davranışlar itmektedir. Taraftar maç esnasında, futbolcunun rakip takım oyuncularına yaptığı en ufak bir olumsuz hareketi, kendine göre algılamakta ve eylemini buna göre yapmaktadır.
Bu araştırma sonucunda futbol seyircisini fanatik tarzda hareketlere veya eylemlere yönelten motivasyonel veya psikolojik etkenler aşağıda başlıklar halinde sıralanmıştır:
(a) Seyirciler spor alanında gerçekleştiremedikleri hayallerini futbol maçlarında, kendilerini bir antrenör veya ünlü bir sporcu alarak görebilmekte maçlara bu yüzden gitmektedir . (b) Kişiler günlük yasamdan monotonluktan uzaklaşmak isteyince değişik bir ortam olarak stadyumları seçmektedirler. Seyirci kalabalığı içinde kendilerini daha rahat hissetmektedirler. Günlük sıkıntılarından hiç değilse taraftarı olduğu takımın maçı boyunca uzaklaşarak bir rahatlama süreci yaşarlar. (c) Fanatik tarzda hareket edenler, hareketlerinden dolayı yargılanmayıp hatta desteklenecekleri tek yerin stadyumlar olduğunu bilmektedirler. Bu nedenle de kalabalık arasında aşırı fanatizm tarzı davranışlarda bulunmaktadır.. (d) Taraftar, takımının kazanmasını istediği için maçı tarafsız bir gözle izleyememektedir ve algılamada yanılgıya düşebilmektedir. Maçı, sporcu değil taraftar kazanır görüşü ağırlık kazanmakta ve taraftar takımının 12. adamı olduğunu iddia etmektedir.. (e) Takımlarını sürekli maç boyunca destekleyen taraftarlar, gol atan sporcunun karşılarına gelmesini veya söz ve hareketlerle selam vermesini, sevinçlerini paylaşmayı istemektedir. (f) Kişiler özel ve iş hayatındaki başarısızlığını, başarılı bir takım tutarak, bu aşırı baskıdan kurtulmak istemektedirler. Özel yaşamlarında sinirli ve saldırgan davranışları olan kişiler, maçlarda fanatik tarz davranışlara daha çok meyilli oldukları görülmektedir.
|