Çoçuk ve Gençler Neden İntihar Ediyor?
Haber tarafından yazıldı.   
Cuma, 22 Nisan 2011 20:11



intiharÇoçuk ve gençlerin neden intihar ettiğini biliyor musunuz?

Çoçuk ve gençlerin neden intihar ediyor adlı makalemizi Psktr. Yard. Doç.Dr. Caner Karaçay sizler için yazdı.

Psikiyatrik ve sosyal morbiditelerin daha iyi tanımlanması nedeniyle çocuklarda, ergenlerde intihar nedeniyle ölüm sıklığı artmakta ve intiharla ilişkili risk etmenlerinin belirlenmesi önem kazanmaktadır. İntiharla ilgili kavramlara baktığımızda; intiharla ilgili düşünceler; bir kişinin ölme isteğini yansıtan ifadeler kullanması ya da bunu ifade etmese bile tutum ve davranışlarından böyle bir niyete sahip olduğu kanaatine varılması, intihar girişimi; ölümle sonuçlansın ya da sonuçlanmasın intihara teşebbüs etme durumu olarak yer almaktadır. İntihar girişimi ölümle sonuçlanmış ise tamamlanmış intihardan söz edilmektedir. 1980 ve 1990’lı yıllarda gençlerde intihar oranlarının artmasıyla birlikte genç intiharlarına yönelik bir ilgi artışı olmuştur. Birçok ülkede gençler arasındaki intihar oranlarının, girişimlerinin ve intihar düşüncelerinin diğer yaş gruplarına göre daha yüksek olduğu bilinmektedir. Araştırmalarda ergenlerdeki intihar girişimi prevalansının %1.7–5.9 arasında değiştiği, intihar insidansının geç ergenlikte belirgin şekilde arttığı ve bu artışın 20'li yaşların başına kadar sürdüğü gösterilmiştir. İntihar düşüncesi olan ergenlerin yarısında intihar girişimi görülmekte, bunların çok azı, tamamlanmış intihar ile sonuçlanmaktadır.

Ülkemizde 1990-2001 yılları arasında kaba intihar hızı yüz binde 2.42’den 3.77’ye çıkmış olup, intiharların %29.7 ile %36’sı 15-24 yaşları arasındaki gençlerde meydana gelmiştir. Dünya Sağlık Örgütü’nün desteği ile yürütülen çok merkezli bir çalışmanın Türkiye bulgularına göre, 1998-2002 yılları arasında intihar girişim hızı %93.59 artış göstermiş olup intihar girişiminde bulunanların büyük çoğunluğunu 15-19 yaş arasındaki gençler oluşturmaktadır. Çocuk ve ergen intiharlarının sıklığı, bununla bağlantılı olarak önemi giderek artarken, intihar davranışına neden olabilecek psikopatolojilere ait bulgulardaki belirsizlikler sürmektedir. Çocuk ve ergenlerin psikososyal stresörlere karşı kırılgan bir yapıya sahip olmaları bu alana yönelimi artırmaktadır. İntihar riskini artıran etkenler, genetik-biyolojik, durumsal risk ve psikolojik etkenler olmak üzere üç ana grupta toplanmıştır. İntiharın altında yatan ruhsal bozukluğun sıklıkla depresyon olması nedeniyle çalışmalar her ikisine yol açan biyolojik etkenlerin benzer olabileceğini ileri sürmektedir (Sudak, 2007). Psikopatoloji mevcudiyeti, kız cinsiyeti, stresli yaşam olayları, arkadaş, anne-baba ya da akrabalarda intihar düşüncesi, aile içindeki duygusal ya da iletişim sorunları, boşanmalar, yakın zamanda aile bireylerinden birinin ölmesi, çocuk anne-baba çatışması, fiziksel veya cinsel istismar, düşük sosyoekonomik düzey, okulda başarısızlık, arkadaşlarla kavga etme, sevgiliden ayrılma, durumsal risk etkenleri olarak tarif edilirken, depresyon, problem çözme yetersizliği, dürtüsellik, psikolojik etkenler arasında sayılmaktadır.

Bu yazımda; intihar girişiminde bulunan çocuk ve ergenlere ait kayıtlardan sosyodemografik özelliklerini, psikososyal risk etkenlerini ve psikiyatrik bozuklukları belirlemek amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem

Çalışmaya Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Acil Polikliniği’ne 01.01.2004–31.12.2008 tarihleri arasında intihar girişimi nedeniyle başvuran  6-16 yaşları arasındaki 210 çocuk ve ergenden, sosyodemografik bilgi formu tam olarak doldurulmuş, psikiyatrist tarafından konsülte edilmiş, intihar girişimi olarak değerlendirilmiş ve psikiyatrik tanıları konulmuş 149 (%71.0) olgu alınmıştır. Olgulardan 36’sının hasta dosyası arşivde bulunamadığı için, 25 olgunun ise dosyasında düzenlenen forma uygun yeterli bilgi bulunamadığı için çalışma kapsamı dışında bırakılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından kayıtların incelenmesiyle geliştirilen bir form düzenlenerek kullanılmıştır. Bu formda çocuk ve ergenlerin yaşı, cinsiyeti, aile yapıları, madde kullanım alışkanlığı, intihar girişim sayısı, seçilen intihar yöntemi ile intihar girişiminin içsel ve dışsal  sebepleri, varsa psikiyatrik tanılarını belirlemeye yönelik unsurlar yer almıştır.

Olguların kimlik ve dosya bilgilerine ulaşmak için; Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelesi Başhekimliğinden ve Çocuk Hastalıkları Anabilim dalı başkanlığından gerekli izinler alınarak, acil poliklinik defterleri taranarak arşivdeki hasta dosyalarına ulaşılmış ve retrospektif olarak incelenmiştir. Çalışmaya 6 yaş ile çocuk acil polikliniğine kabul edilme üst sınırı olan 16 yaş grubu olgular alındığından araştırmanın sınırlılığını oluşturmuştur. Çalışmadan elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 11.5 istatistik programı kullanılarak frekans ve yüzde hesaplamaları yapılmıştır.

Bulgular

İntihar girişimi nedeniyle Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Acil Polikliniği’ne getirilen olguların 128 (% 86) ’i kız, 21 (% 14) ’i erkek toplam 149 çocuk ve ergenden oluşmaktadır. En küçüğü 9, en büyüğü 16 yaşında olan olgularımızın yaş ortalaması 14.25±1.44 olarak belirlenmiştir. Olguların 132(% 89 )’i intihar girişimi için evi, 12(%8)’si okulu, 5(%3)’i ev ve okul dışındaki yerleri tercih etmiştir. Olguların 142(%95) ’si ilaç içimini intihar yöntemi olarak seçmiş, 3 olgu intihar girişimi sırasında aynı anda iki yöntemi denemiştir. Bu 3 olgunun 2' ilaçla birlikte kimyasal madde alırken, 1’i ilaç alımının yanı sıra kesici aletle kendini yaralama girişiminde bulunmuş diğeri ise ası ve ateşli silah yaralanmasını intihar girişim yöntemi olarak kullanmıştır. Olguların 124’ü (% 83,22) ilk kez intihar girişiminde bulunurken, 16( %10,73) olgu ikinci, 1 olgu (% 0,67) üçüncü, 8 olgu (% 5,36) dördüncü kez intihar girişiminde bulunmuştur. İntihar girişiminde bulunan olgularda ailevi anlaşmazlık ve sorunlar, evden kaçma, okuldan kaçma ve ders başarısızlığı gibi okul yaşantısıyla ilgili sorunlar, akranlarıyla ve karşı cinsle ilişki sorunları, fiziksel istismara maruz kalma belirlenebilen psikososyal etkenlerdir. Araştırma olgularında en sık karşımıza çıkan psikososyal etkenler ise aile ile tartışma, ders başarısızlığı ve arkadaş sorunlarıdır. Olgular aile yapısı açısından değerlendirildiğinde, 22 (%14.8) olgunun parçalanmış aile yapısına sahip olduğu tespit edilmiştir. Bir çocuğun anne- babasını kaybettiği belirlenmiştir. İntihar girişiminde bulunan 8 olgunun babasında alkol kullanımının olduğu saptanmıştır. İntihar olgularının yıllara göre, 2004 yılında 19 olgu, 2005 yılında 26 olgu, 2006 yılında 13 olgu, 2007 yılında 35 olgu, 2008 yılında 56 olgunun intihar girişiminde bulunduğu belirlenmiştir. İntihar girişimlerinin Mayıs ve Haziran aylarında artış gösterdiği anlaşılmıştır.

İntihar teşebbüsleri açısından yapılan psikiyatrik değerlendirmeleri sonucunda; %29,5 (n=44)’inde dürtüsel intihar girişimi, % 13,4(n=20)’ünde uyumsal bozuklukla birlikte dürtüsel intihar girişimi, %15,4 (n=23)’ünde ise sadece uyumsal bozuklukla bağlantılı intihar girişimi tespit edilmiştir. Olgulardan 38(%25.5)’inde psikiyatrik değerlendirme yapıldığına dair dosya kaydına rastlanılmamıştır. Bulgularda çocuk ve ergenlerin eğitim durumları, anne-babanın eğitim durumu hakkında bilgi eksik kalmış.

Tartışma

Çalışmamızda, intihar girişiminde bulunan olguların büyük çoğunluğunu (%85.9) kızlar oluşturmaktadır. Güleç ve Aksaray’ın (2006) 15-24 yaş arası intihar girişiminde bulunan 63 gençle yaptıkları çalışmada, intihar girişiminde bulunanların 48 (%76.2) 'inin kadın olduğunu bildirmişlerdir. Ölümle sonuçlanmış intiharlarda erkeklerin sayısı kadınlardan fazla bulunurken, intihar girişimi söz konusu olduğunda kadınların sayısı daha fazla bulunmaktadır (Lewinsohn ve ark.,1996; Sayar ve Acar,1999;Cavaiola ve Lavender,1999; Borges ve ark.,2000). Bu bulgu kızların daha gizli yardım isteme yöntemlerini yeğledikleri, kendilerini ifade etme tarzı olarak intiharı daha çok kullandıkları ve zorlanmalar karşısında daha fazla emosyonel tepkiler verdikleri sonucunu ortaya koyabileceğini düşünüyoruz.

Çalışmamızda intihar girişiminde bulunan olguların %77.4’ü 14–16 yaş grubunda olduğu tespit edilmiştir. İntihar ile ilgili çalışmalar gözden geçirildiğinde genç olmak önemli bir risk etkeni olarak görülmektedir (Batıgün, 2005). 15-24 yaş arası gençlerde ölüm nedeni olarak 3. sırada yer almaktadır. 12 yaşından küçüklerde intihar nadir görülmesine rağmen intihar teşebbüs yaşının daha erken dönemlere çekildiği görülmüştür. Çalışmamızda; olguların % 95’inin intihar girişim yöntemi olarak ilaç içimini tercih ettikleri tespit edilmiştir. Tezcan ve ark’larının (1995) yaptığı bir çalışmada çocuk ve ergenlerin intihar girişimlerinde aşırı dozda ilaç içme en sık tercih edilen yöntem olarak bulunmuştur. İntihar girişimi olarak toksik dozda ilaç içme yönteminin kullanılması, ülkemizde ilaçların büyük kısmının reçetesiz olarak temin edilebilmesi ve ilaçlara kolay ulaşılabilir olması ile ilişkili olabilir .

Çalışmamızda, 128 kız olgunun 2’si ilaçla birlikte kimyasal madde alırken, 126’sı ilaç içimini intihar yöntemi olarak seçmişlerdir. Erkek olguların; 18’i ilaç içimini, 1’i ilaçla birlikte kimyasal madde alımını, 1’i ilaç ve kesici aletle kendini yaralama girişiminde bulunmuş, 1’i ise ası ve ateşli silah yaralanmasını intihar girişim yöntemi olarak kullanmıştır. Van Heeringen ve ark. (1991) iki tip intihar yöntemi tanımlamıştır. Erkek çocuk ve ergenlerin; dürtüsellik ve saldırgan davranışlarını daha fazla sergilemeleri nedeniyle ası, yüksekten atlama, kendini yakma, kesici alet ve ateşli silah kullanımı gibi şiddet içeren yöntemleri, kız çocuk ve ergenlerin, toksik madde içimi ve gazla yapılan girişimler gibi şiddet içermeyen yöntemleri tercih ettiğini bildirmişlerdir. Kadınlar daha çok daha az ölümcül, fiziksel görünümü etkilemeyen ve daha az acı veren yöntemleri tercih etmektedir (Sudak, 2007). Çalışma bulgularımız literatürle uyumludur. Çalışmamızda, olguların 132(% 89 )’i intihar girişimi için evi, 12(%8)’si okulu, 5(%3)’i ev ve okul dışındaki yerleri tercih etmiştir. Görak (1993), kalabalık ortamda intihar girişiminin dikkat çekmek amacı ile yapılmış olabileceğine, kimse yokken intihar girişiminde bulunmanın ise, kuvvetli bir ölüm arzusuna işaret edebileceğini bildirmiştir.

Çalışmamızdaki olgularda, en sık karşımıza çıkan psikososyal etkenler aile ile tartışma, ders başarısızlığı ve arkadaş sorunlarıdır. İntihar girişimlerinin okulların kapanış dönemi olan mayıs-haziran aylarında artış gösterdiği de tespit edilmiştir. Bu ayların akademik yılın sonuna denk gelmesi nedeniyle sık karşılaşılan psikososyal etkenlerden biri olan ders başarısızlığı ile örtüşebileceği düşünülse de bu konuda daha detaylı inceleme gerekmektedir. İntihar girişiminde bulunan çocuk ve gençlerin büyük çoğunluğunda psikososyal etken olarak çatışmalı aile ve akran ilişkileri, okul ile ilgili sorunlar bulunmaktadır. Aysev (1992) çalışmasında İntihar girişiminde aile içi sorun, kız-erkek arkadaş ile sorunları önde gelen nedenler olarak bildirmiştir. Dilsiz ve Dilsiz (1993) yaptıkları çalışmada; intihar girişiminde tetikleyici faktör olarak aile içi çatışmaların ön sırada geldiğini bildirmişlerdir. Çalışmamızda intihar girişiminde bulunan 22 (%14.8) olgunun parçalanmış aile yapısına sahip olduğu tespit edilmiştir. Parçalanmış aile yapısı, intihar girişimleri açısından önemli bir risk etkeni olarak dikkat çekmektedir. Bu durum, intihar girişimlerinin en önemli sebeplerinden birisi olan depresyonun gelişmesi açısından hem de başka birçok psikososyal stresörün gelişmesine ve bunlarla baş edebilme yetersizliklerine zemin hazırlaması açısından önemlidir.

Çalışmamızda, dürtüsel intihar girişimi ve uyumsal bozukluk, intihar girişiminde bulunan çocuk ve ergenlerde en sık tespit edilen tanılardır. Çalışmalar intihar girişiminde bulunan ve intihar düşüncesi olan gençlerin %70-91’inde psikiyatrik bir bozukluğun olduğunu bildirmektedir (Gould ve ark.,1998). DSM-IV TR’de intihar girişimleri Major Depresif Bozukluğun ve Sınırda Kişilik Bozukluğu’nun tanı ölçütü olmakla birlikte bu tanıları olmayan birçok ergende intihar düşünceleri ve intihar girişimleri görülmektedir. Çocuk ve ergenlerdeki intihar davranışında tartışılan bir diğer konu; eylemin uzun süreli ve ciddiyeti giderek artan bir niyetin sonucu mu olduğu ya da planlanmadan aniden yapılıp yapılmadığıdır. Çalışmamızda 25 (%16.8) olgu birden fazla intihar girişiminde bulunduğu tespit edilmiştir. Önceden intihar teşebbüsünün varlığı bundan sonraki teşebbüsler açısından belirleyici faktörlerden birisidir. Garland ve Zigler’in (1993) yaptıkları çalışmada intihar girişiminde bulunanların %40’ının girişimlerini tekrarladığı, %10-14’ünün ise tamamladığı bildirilmiştir.

Sonuç

Aile içi çatışmaları, ders başarısızlığı ve arkadaş sorunları intihar riskini arttıran bir etkendir. O halde intiharlar için en etkili tedavi onu okul, iş çevresi ya da ailede önlemektir. Ayrıca eski intihar girişimleri sonraki intihar girişimleri için önemli belirleyicilerden birisi olması nedeniyle, intihar girişiminde bulunan gençlerin değerlendirilmesi ve yakın takibi önem taşımaktadır. Acil Servis, Adli Tıp, Erişkin ve Çocuk Psikiyatrisi, Sosyal Hizmet Uzmanları ve Psikologlardan oluşan bir ekiple intihar olguları multi-disipliner bir yaklaşımla ele alınmalıdır. İntihar olguları ile karşılaşılan sağlık kurumlarında ve Sağlık Bakanlığı ile bağlantılı kriz merkezlerinde intihar teşebbüsünde bulunan çocuk ve ergenlerin kayıt altına alınması, değerlendirilmesi, tedavisi ve takibi gereklidir.  Çocuk ve ergenlerde intihar girişimlerinin önlenmesi açısından duygudurum bozukluğu, aile içi çatışma, okul ilişkileri, stresli yaşam olayları gibi risk etmenlerinin takibi, çocuk ve ergenlerin, ebeveynlerin ve okul idarecilerinin bilgilendirilmeleri ve bilinçlendirilmeleri, kriz merkezlerinde intiharı önleme birimlerinin geliştirilmesi önemlidir.




 



728x90


Yorum ekle

Yapacağınız yorumlar için teşekkürler. Yorumunuz admin tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


Güvenlik kodu
Yenile