Üniversite Gençliği ve Güvenli Seks
Haber tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 18 Nisan 2011 18:45



Üniversite gençliği ve güvenli seks makalemizi Toronto Üniversitesinden Psktr. Yard. Doç.Dr. Caner Karaçay sizler için yazdı.

AIDS dünyada toplumun tüm kesimlerini etkileyen önemli bir sağlık sorunu niteliğini korumaktadır. HIV taşıyan ya da AIDS hastası olanların sayısı on milyonlara ulaşmaktadır. Kadın, erkek, çocuk ayrımı gözetmeksizin herkese bulaşabilen AIDS'e karşı bugüne kadar kesin bir tedavi yöntemi ya da etkili bir aşı geliştirilememiştir.

Dünyanın hemen her yerinde ve Türkiye'de de HIV/AIDS salgını en ağır biçimde genç yaş gruplarını etkilemektedir. Genç nüfus cinsel açıdan aktiftir; farklı yaşantılara ve güvenli olmayan davranışlara açıktır. Bu özellikleri ile cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar (CYBE) ve HIV/AIDS açısından duyarlı ve savunmasız bir gruptur. Ülkemizde de cinsel aktiviteye başlama yaşı düşmekte, aynı zamanda güvenli olmayan cinsel davranış biçimleri de yaygınlaşmaktadır. Gençlerin güvenli cinsel davranışları benimsemeleri için yapılan çalışmalar son derece önemlidir. Cinsel ilişkide kondom kullanılması AIDS açısından güvenli cinsel davranışlar arasında çok önemli bir yer tutmaktadır. Ancak kondom en iyi ya da tek seçenek değildir. Kişisel ya da kültürel özelliklere bağlı olarak karşılıklı tek eşlilik, cinsel birleşmesiz cinsellik ya da cinsel ilişkiye girmeme (abstinans) gibi güvenli cinsellik stratejileri farklı durumlarda en iyi seçenek olabilir.

Ülkemizde bugüne değin yürütülen çalışmaların neredeyse tümü AIDS konusunun önemini vurgulamaya ve bilgi düzeyini artırmaya yöneliktir. Oysa davranış değişikliği için bunlar yeterli değildir. Kişinin kendini risk altında değerlendirmesi, riski önemsemesi, davranış değişikliğini etkin değerlendirmesi, davranış değişikliğini uygulanabilir bulması ve kendisini etkin algılaması gereklidir. Bundan başka, kişisel ve sosyal normlar da davranış değişikliği üzerinde rol oynamaktadır.

Bu araştırmanın amacı, gençlerin güvenli cinsel davranış seçenekleri ve kendileri için HIV/AIDS riski konusundaki algılarını değerlendirmektir.

a. Gereç ve Yöntem

Çalışma grubu, İstanbul'da bir üniversite'nin sağlıkla ilgili olmayan fakülte ve yüksekokullarında okuyan toplam 512 öğrenciden oluşmaktadır (180 kadın, 332 erkek). Sağlık İnanç Modeli'nin bileşenlerinden yararlanılarak oluşturulan 42 soruluk bir anket formu aracılığı ile AIDS riski, güvenli cinsellik stratejileri ve güvenli cinsellik mesajlarına ilişkin algılar ve kondom kullanımına ilişkin davranışlar incelendi. 5 kişi üzerinde pilot çalışma yapılarak ankete son biçimi verildi.

Ankete katılanlardan, algılara ilişkin çeşitli sorulara 1 ile 5 arasında puan vermeleri istendi. Formlar öğrencilerin kendileri tarafından dolduruldu. Öğrencilerin seçimi için herhangi bir sistematik örnekleme yöntemi kullanılmadı; öğrencilerin toplu olarak bulunduğu ortamlarda karşılaşılan tüm öğrencilerle görüşme yapılmaya çalışıldı.

Araştırmanın amacı ve anketin gizliliği ayrıntılı olarak açıklandıktan sonra sözlü onayları istendi. Ankete katılmayı reddedenlerin oranı yüzde 1.6 idi. 1-5 arası puanlama yapılan sorular için ortalama puan ve yüzde 95 güven aralığı hesaplandı. İstatistiksel anlamlılık %95 güven düzeyinde alt ve üst limitlerin karşılaştırılması ile değerlendirildi.

b. Bulgular

Araştırmaya katılan gençlerin yaş ortalaması 20.9 (sd=2.04); yüzde 35.2'si kadın ve yüzde 64.8'i erkektir. Toplam 512 kişinin 507'si bekar ve 5'i evlidir. Aile ya da akrabasıyla birlikte yaşayanlar tüm grubun yüzde 56.8'lik bölümünü oluşturmakta; yüzde 29.9'u yalnız / arkadaşlarıyla, yüzde 12.3'ü yurtta yaşamakta, yüzde 1.0'i ise evlidir.

Kondom kullanımı konusundaki algıları incelendiğinde, ankete katılan öğrencilerin önemli bir kısmının kondom kullanımını AIDS'i önlemek için yeterince etkili, kullanılması ve cinsel partnerine teklif edilmesi kolay bir yöntem olarak algılamadıkları saptanmıştır. Tüm öğrencilerin yüzde 43.2'si kondomun etkinliği ile ilgili soruya 3 ya da daha düşük puan vermiş; yani kondomu HIV'i önlemede ancak orta ya da düşük derecede güvenli bulduğunu belirtmiştir. Kondomun kullanım kolaylığı ile ilgili soruya 3 ya da daha düşük puan verenlerin (zor bulanların) oranı yüzde 30.2 ve cinsel partnerine teklif etme kolaylığı ile ilgili soruya 3 ya da daha düşük puan verenlerin (zor bulanların) oranı ise yüzde 42.1 bulunmuştur. Kondomun güvenilirliği ve kullanım kolaylığı ile ilgili sorulara kadınların verdiği puanların ortalaması erkeklerden anlamlı derecede düşük bulunmuştur.

Kondom kullanma davranışı incelendiğinde, bugüne kadar cinsel birleşmeyi de içeren cinsel ilişki yaşamış olan gençlerin yüzde 30.1'inin her ilişkisinde kondom kullandığı; yüzde 31.7'sinin bazen -son iki ilişkisi de içinde- kondom kullandığı; yüzde 23.2'sinin bazen -son iki ilişkisi dışında- kondom kullandığı; yüzde 15'inin ise hiç kondom kullanmadığı saptanmıştır. Her ilişkisinde kondom kullananların ve her ilişkide kullanmasa da son iki ilişkisinde kullananların toplamı yüzde 61.8 bulunmuştur.

Cinsel etkinlikleri açısından gençler:

(a) Cinsel ilişki yaşamamış,
(b) Cinsel ilişki yaşamış ancak cinsel birleşme yaşamamış,
(c) Cinsel birleşme yaşamış

olarak sınıflandığında; 'a' ve 'b' gruplarının kondoma ilişkin algıları arasında anlamlı fark bulunmazken, 'c' grubundakilerin kondom kullanımını diğerlerinden daha güvenilir ve kolay algıladığı saptanmıştır.

Tek eşliliğin etkinliği/güvenilirliği ile ilgili soruya 3 ya da daha düşük puan verenlerin (düşük etkili bulanların) oranı yüzde 33.4 olarak bulunmuştur. Tek eşli bir ilişkinin uzun süre sürdürülebilirliği ile ilgili soruya 3 ya da daha düşük puan verenlerin (zor bulanların) oranı yüzde 47.9 'dur. Cinsel birleşmesiz ilişkilerin sürdürülebilirliği ile ilgili soruya 3 ya da daha düşük puan verenlerin (zor bulanların) oranı ise yüzde 64.1 bulunmuştur.

Algılanan AIDS riskini değerlendirmek için sorulan "Kendiniz için AIDS'i ne ölçüde tehdit olarak algılıyorsunuz?" sorusuna 3 ya da daha düşük puan verenlerin (yüksek bir tehdit olarak algılamayanların) oranı yüzde 54.8 olarak bulunmuştur. Erkekler kendileri için AIDS'i kadınlara göre daha fazla tehdit olarak algılamaktadırlar.

Kondom kullanımı ve algılanan AIDS riski arasındaki ilişki araştırıldığında, her ilişkide ya da en azından son iki ilişkisinde kondom kullanan grupta AIDS riski ile ilgili soruya verilen puanların ortalaması 3.3 (CI=3.1-3.6) iken, hiç kondom kullanmayan ya da son iki ilişkisinde kullanmayanların aynı soruya verdiği puanların ortalaması 3.0 (CI=2.7-3.3) olduğu; ortalamalar arasındaki farkın anlamlı düzeyde olduğu saptanmıştır.

c. Tartışma

Sağlık sorunlarının çoğunun insanların davranışlarıyla ilişkili olduğunu ve bu sorunları çözmenin en önemli yolunun da davranış değişikliğinden geçtiğini biliyoruz. Davranış değişikliği sağlayabilmek için, sağlıkla ilgili davranışların nasıl oluştuğunu ve nasıl değişebildiğini, bilginin davranışa dönüşmesinin önündeki engellerin neler olduğunu anlamak gerekir. Bunu sağlamak üzere Sağlık İnanç Modeli’nin de aralarında olduğu çok sayıda kuramsal model ve bunlara dayalı çok yönlü yaklaşımlar geliştirilmiştir.

Araştırmamızın bulguları incelendiğinde, gençlerin önemli bir kısmının, kondomu AIDS'i önlemek için yeterince etkili, kullanılması ve cinsel partnere önerilmesi kolay bir yöntem olarak algılamadıkları görülmektedir. Bu özellikle kadınlar arasında daha da belirgindir. Kondom kullanımının zor olduğu ya da AIDS bulaşmasını önlemede kondomun etkili bir yöntem olmadığı algısı kondom kullanma davranışının önünde önemli bir engel olarak ortaya çıkmaktadır. Sağlık İnanç Modeli’ne göre, davranış değişikliğinin ana unsurlarından biri olan "algılanan yararlar" (perceived benefits) bir kişinin davranış değişikliğini ne kadar yararlı algıladığı, eğer o davranış değişikliğini gerçekleştirirse hastalık riskini önleyebileceğine (ya da bunun başka yararları olacağına) ne kadar inandığıdır.

Çalışmamızda "Prezervatif cinsel ilişkide AIDS bulaşmasını önlemek için ne kadar etkili/güvenilir bir yöntemdir?" sorusuna verilen yanıtlar değerlendirildiğinde, çalışma grubundaki gençlerin önemli bir kısmının kondomu yüksek düzeyde koruyucu etkinliğe sahip bir yöntem olarak görmediği ortaya çıkmıştır. İlahiyat Fakültesi öğrencileri üzerinde yapılan bir başka araştırmada, öğrencilerin yalnızca yüzde 55'i kondom kullanımının AIDS'den korunmada etkili olduğunu belirtmiştir. Kondom, doğru kullanıldığında HIV bulaşmasını önlemede yüksek düzeyde etkili bir araç olmasına karşın, gençlerin algıları bu bilgi ile örtüşmemektedir. Aynı modele göre, davranış değişikliğinin diğer bir ana unsuru "algılanan engeller" (perceived barriers), yani önerilen davranışı gerçekleştirmenin önünde algılanan somut ya da duygusal engeller ya da bu davranışın yol açacağı düşünülen istenmeyen sonuçlardır.

Algılanan faydalar algılanan engellerden ne ölçüde fazla ise davranışa eğilim o ölçüde fazladır. Çalışmamızda "Sizce kondom kullanımı ne kadar kolaydır? Kendinizi kullanıp kullanmadığına bakmaksızın size nasıl geldiğini belirtin" sorusuna ve "Yeni bir ilişkide, kondom kullanmayı teklif etmek sizce zor mudur?" sorusuna verilen puanlar, kondom kullanımının önünde yer alan, algılamaya dayalı engellerin varlığına işaret etmektedir. Eğer bir kişinin kondom kullanımının önünde algıladığı engeller, onun kondom kullanımının yararına ilişkin algısından daha güçlü ise, bu durum o kişinin kondom kullanımı davranışının önünde ciddi bir engel olabilir. Bu algıların yaygınlığı ölçüsünde, kondom kullanımı oranı da düşük olacaktır.

Algılanan engellerle ilgili sorular, kısmen kişinin kendisinin bu davranışı başarıp başaramayacağına ilişkin inancını da açıklamaktadır. Sağlık İnanç Modeli’ne göre, davranış değişikliği için gereken tüm diğer koşullar gerçekleşse bile, eğer kişinin davranış değişikliğine ilişkin başarı beklentisi, yani öz etkililik (self efficacy) düşükse davranış değişikliği gerçekleşmeyecektir. Kondom kullanmayı önermenin zorluğu bu noktada genç bireyin kendi sosyal becerilerine ilişkin algısından da kaynaklanmaktadır.

Güvenli cinsellik stratejileri arasında yer alan tek eşlilik ve cinsel birleşmesiz cinsel ilişki ile ilgili benzer soruların yanıtları incelendiğinde, bu yöntemlerin hem erkekler, hem de kadınlar tarafından, HIV/AIDS'den korunmada kondomdan daha etkili ve güvenilir yöntemler olarak algılandığı görülmektedir. Belirli bir yöntemi güvenli cinsel davranış olarak kabul edebilmemiz için, bu yöntemin tutarlı biçimde sürdürülebilmesi gereklidir. Oysa, çalışmamız katılan gençlerin önemli bir kesimi, özellikle erkekler arasında daha sık olmak üzere, tek eşliliği ve cinsel birleşmesiz cinsel ilişkiyi sürdürülebilir uygulamalar olarak algılamamaktadırlar.

Sağlık İnanç Modeli’ne göre "algılanan hassasiyet/yakalanabilirlik" (perceived susceptibility) bir kişinin bir hastalığa yakalanma ya da sağlıkla ilgili bir etkiye maruz kalma şansı konusundaki inancıdır. Algılanan hassasiyetin düşüklüğü, en belirgin olarak "bana bir şey olmaz" düşüncesiyle ortaya çıkmaktadır ve davranış değişikliğinin önünde bir engeldir. Bizim çalışmamızda "Kendiniz için AIDS'i ne ölçüde tehdit olarak algılıyorsunuz?"sorusuna verilen yanıtlara göre, AIDS'i kendisi için önemli bir tehdit olarak algılamayanların oranı yüzde 54.8 'dir.

İlahiyat Fakültesi öğrencileri üzerinde yapılan araştırmada da, 150 öğrencinin yüzde 78'i kendisini AIDS açısından risk altında görmediğini belirtmiştir. Bu yanıtların anlamı kısmen zaten güvenli davranış içerisinde olmakla açıklanabilir. Çalışmamızda her ilişkide ya da son iki ilişkisinde kondom kullananların "Kendiniz için AIDS'i ne ölçüde tehdit olarak algılıyorsunuz?" sorusuna verdiği ortalama puanlar, hiç kondom kullanmamış olanlar ya da son iki ilişkide kullananlardan daha düşük değil, tersine, biraz daha yüksektir. Bu bulgu, cinsel birleşmeyi de içeren cinsel ilişki yaşamış olan, ancak her ilişkisinde kondom kullanmayan gençlerin önemli bir kısmının kendilerini HIV/AIDS riskinden uzak algıladıklarını işaret etmektedir.

Çalışmamızda genç kadınlar ve erkekler arasında güvenli cinsellikle ilgili algılar açısından önemli farklılıklar olduğu saptanmıştır. Bu farklılıkların temelde cinsiyet rolleri ile ilgili olduğunu ve cinsiyet rollerine bağlı olarak gelişen farklı yaşam deneyimleri ile pekiştiğini düşünebiliriz. Çalışmamızın hedefleri açısından, farklı cinsiyetlerin farklı algılarına ilişkin bulgular ışığında, HIV/AIDS önleme çalışmalarının cinsiyet rollerine duyarlı bir yaklaşımla yürütülmesinin önemi ortaya çıkmaktadır.

Her toplulukta, CYBE ve HIV/AIDS'in yayılımına olanak verecek riskli davranışlarda bulunan bireylerin olması doğaldır. Ancak her topluluk riskli davranışların nedenleri ve davranış değişikliğini sağlamak üzere yapılması gerekenler açısından bazı farklılıklar gösterir. Tığlı ve Günaydın'ın yaptığı araştırmada, 1990-2000 yılları arasında Türkiye'de çeşitli kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen AIDS'le mücadele konulu yazılı reklamların hedef kitle dağılımları incelenmiş, 34 reklamdan yalnızca 4'ünün gençleri hedeflediği görülmüştür.

Gözlemlerimize göre, Türkiye'de AIDS bilgilendirme çalışmalarının çok büyük çoğunluğu genel topluma seslenmekte ve hedef grup gözetmemektedir. Öncelik ve hedef grup gözetmeyen çalışmalar ancak HIV/AIDS 'in önemli bir sorun olduğu fikrini ve çok temel bazı bilgileri (kondomun koruyucu olduğu gibi) topluma yaymak için işlevli olabilir. Ancak bu çalışmalar toplumun her kesimine ulaşamaz; ve davranış değişikliği için de yeterince etkili değildir.

Sağlık İnanç Modeli, kişinin bilgi düzeyi, eğitim düzeyi, sosyoekonomik özellikleri ve medya gibi çoğunlukla üzerinde durulan faktörlerin yanı sıra, hastalığa ilişkin algılanan duyarlılık, davranış değişikliğinin algılanan yararı, algılanan engeller ve öz etkililiğin de davranış değişikliği için belirleyici öneme sahip unsurlar olduğunu ortaya koymaktadır. Bu biçimde konuya çok boyutlu yaklaşmak, engellerin nerelerde yaşandığını saptamak ve bu engelleri aşmaya yönelik özgün yöntemler geliştirmek gereklidir.

Araştırmamızın sonuçlarına dayalı önerilerden önce, verilerin toplandığı grup ve çalışma yöntemine bağlı bazı sınırlılıkları vurgulamamız gerekir. Öncelikle, örneklemin rastlantısal olarak seçilmemiş olması ve tek bir üniversitede çalışılması önemli bir sınırlılıktır. Çalışılan üniversitenin sosyoekonomik özellikler açısından oldukça karma bir yapıda olması bu sınırlılığı ortadan kaldırmamaktadır. Diğer bir sınırlılık da anket verilerinin geçerliliğidir; anket öncesi açıklamaya ve anonimliğe önem vermemize ve ret oranının oldukça düşük olmasına karşın, ankete dayalı verilerin bir ölçüde gerçekten sapma gösterebileceğinin göz önünde bulundurulması gerekir. Son olarak, araştırmanın kesitsel yapısı, neden-sonuç ilişkileri kurmak açısından bizi önemli ölçüde sınırlamaktadır.

Sonuç olarak, güvenli olmayan cinsel davranışlar ve güvenli cinsellikle ilgili olumsuz algıların yaygın olduğu ve toplumsal cinsiyet rollerinin bu noktada önemli bir etkisi olduğu saptanmıştır. HIV/AIDS konusunda yürütülecek çalışmalarda; gençlerin

(i) Kondom ve diğer güvenli cinsellik stratejilerinin etkinliği konusunda doğru bilgilendirilmeye,
(ii) Bunların etkililiği /güvenilirliği konusunda olumlu tutum kazanmaya,
(iii) Bir yöntemi kullanabilme ve kullanmayı önerebilme konusunda öz etkililiklerinin geliştirilmesine gereksinimleri olduğu ortaya çıkmıştır.

Gençlere yönelik eğitim programı içeriklerinin ve yöntemlerin bu hedeflere ve yaklaşımlara göre gözden geçirilmesi, davranış değişikliği sağlama şansını artıracaktır. Bu konu da farkındalık yaratabilmek önce ailede sonra eğitim ve sağlık kurumlarında başlamaktadır.

Üniversite Gençliği ve Güvenli Seks




 



728x90


Yorum ekle

Yapacağınız yorumlar için teşekkürler. Yorumunuz admin tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


Güvenlik kodu
Yenile