İnternet Bağımlılığı Nedir, Belirtileri ve Tedavi Şekli
Haber tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 04 Nisan 2011 22:06



İnternet bağımlılığı nedir, internet bağımlılığı belirtileri, klinik grünümü ve tedavi şekli nasıl olmalıdır.

İnternet bağımlılığı hakkındaki makalemizi Toronto Üniversitesi'den Psktr. Yard. Doç.Dr. Caner Karaçay sizler için yazdı.

internet bağımlılığı

Gelişen dünyada internetin temel ortaya çıkış amacı iletişimi artırmak ve bilgi paylaşımını kolaylaştırarak araştırmacıların olanaklarını artırmaktı. Ancak internetin tahmin edilenden de hızlı yaygınlaşması patolojik aşırı kullanıma bağlı sorunları da ortaya çıkartmaya başlamıştır. İşyeri ve okul performansının düşmesi, uyku bozukluğu, internetsiz bir hayatın çok sıkıcı ve boş gelmesiyle kendini gösteren yoğun avolüsyon, hatta internetin aşırı kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan kas ve iskelet sistemi problemleri ile belirli cins video oyunlarına bağlı epileptik nöbetler bahsi geçen belirtileridir. Kompulsif internet kullanımı, bilgisayar bağımlılığı, internet aşırı kullanımı ve daha yaygın olarak internet bağımlılığı olarak tanımlanan bu tablo hakkında ilk yayınlar 1990’lı yılların ortalarından itibaren gözükmeye başlamıştır. Bu yayınlar özellikle ABD ve Batı Avrupa Ülkelerinden yapılmış olmakla birlikte son zamanlarda literatürde giderek Uzakdoğu ülkelerinden yayınlarla karşılaşılmaktadır.

Ülkemizde de genç nüfusun fazlalığı, internetin yaygınlaşma hızının yüksekliği ve işsizlik gibi sosyoekonomik nedenlerden dolayı klinisyenlerin bu problemle daha sık karşılaşmaya başlayacağını düşünmekteyiz. Özellikle okul çağında sık görüldüğü için öğrencilerin oldukça ruhsal ve bedensel gelişimlerini, sosyal ilişkilerini kötü yönde etkileyerek akademik başarılarını da düşüren aşırı şekilde internet/bilgisayar kullanımı bireyin hem akademik hem de kişisel gelişimini negatif yönde etkilemekte, kişiyi bağımlı hale getirmektedir. Görsel ve yazılı basında son dönemde bu konuyla ilgili yer alan haberler bu endişemizi doğrulamaktadır. Bu gözden geçirme internet bağımlılığı ismiyle geniş kabul gören bağımlılık tipinin etyolojisi, kliniği ve olası tedavi biçimleri üzerinde durmayı amaçlamakta ve ülkemizde bağımlılıkla ilgilenen klinisyenlerin dikkatini bu tabloya çekmeyi hedeflemektedir.

Etyopatogenez

Klinik uygulamalarda temel olarak bağımlılık tanımı açısından iki kavram davranışsal bağımlılık ve fiziksel bağımlılık kullanılmaktadır. Davranışsal bağımlılık madde arayışı içeren aktiviteler ve bununla bağlantılı patolojik kullanım özelliklerinin varlığına ilişkin bulguları, fiziksel bağımlılık ise genel olarak toleransın ve yoksunluğun varlığını tanımlamaktadır. DSM-IV’de internet bağımlılığı bir hastalık olarak bulunmamaktadır Kimyasal olmayan, alışkanlık gibi gözüken davranışsal bağımlılıklar halen DSM-IV de Dürtü Kontrol Bozuklukları olarak değerlendirilmektedir.

Kimyasal olmayan bağımlılıkların bağımlılık yaratıp yaratmadığını belirlemenin yolu ilaç bağımlılığı için saptanmış olan klinik ölçütlerle karşılaştırmaktır Bu yöntem davranışsal bağımlılıkların klinik olarak tanımlanabilmesini kolaylaştırmaktadır. Herhangi bir madde aşırı veya kötüye kullanımı olmadığından internet bağımlılığının en yakın olduğu hastalığın patolojik kumar oynama olduğu ileri sürülmüştür. Bazı araştırıcılar internet ve video oyunlarının aşırı kullanımının ödüllendirici bir davranış olarak görülebileceği, dolayısıyla öğrenme mekanizmaları aracılığıyla bazı negatif emosyonlarla (korku, huzursuzluk ve hayal kırıklığı) mücadele etmeye yarayan yetersiz bir strateji olarak kullanıldığını iddia etmişlerdir.

Hatta bazı çalışmalarda DSM III-R deki patolojik kumar kriterlerinden türetilen “internet bağımlılığı değerlendirme ölçekleri” kullanılmaktadır. Patolojik kumar, internet bağımlılığına göre üzerinde oldukça çalışılmış bir konudur. Kandel hazzın nöral mekanizmalarının yeteri kadar iyi anlaşılmadığını ancak bunların olasılıkla beyindeki ödül ve öğrenilmiş davranışın pekiştirilmesi mekanizmalarıyla çakıştığını ifade etmiştir. Ventral tegmental alandan mezolimbik ve mezokortikal alanlara uzanan dopaminerjik nöronların birçok psikoaktif madde tarafından aktive edilebiliyor olması orta beyin dopaminerjik nöronlarının ödül-bağımlılık sistemlerindeki rolünü güçlendirmektedir.

Bu nedenle dopamine haz molekülü yada antistres molekülü de denilmektedir. Dopamin sinaptik aralığa salındığında birçok dopaminerjik reseptörü (D1, D5) stimüle ederek stres hissinin azalmasına ve kişinin kendini daha iyi hissetmesine neden olabilmektedir. Bazı genetik varyanta sahip kişilerde, beynin ödül sistemlerindeki bir disfonksiyon yani hipodopaminerjik bir trait, bu durumdaki kişinin daha yüksek dopamin düzeylerine ihtiyacını doğurabilir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi birçok psikoaktif maddenin yanı sıra hazzın sübjektifliği göz önüne alındığında birçok madde ya da davranışın ventral-tegmental alandan dopamin salınımını artırabileceği düşünülebilir. DAD2 reseptörü A1 aleline sahip bireylerde D2 reseptör yoğunluğunun azalmasının tüm madde bağımlılıklarına ve patolojik kumar, seks bağımlılığı, antisosyal davranış örüntülerine neden olabileceği iddia edilmiştir. Patolojik kumar ve madde bağımlılıklarının nörobiyolojik olarak ortak etyopatogenezlere sahip olmaları kompulsif alışveriş, aşırı internet kullanımı-bağımlılığı ve kompulsif seksüel davranışlarında aynı davranışsal bağımlılık mekanizmalarını kullanıyor olabileceğini düşündürtmektedir.

Aşırı internet kullanan bireyler incelendiğinde bu kişilerin insan ilişkilerindeki hayal kırıklıklarına karşı aşırı duyarlı oldukları yabancılarla iletişime girmenin bu kişilerdeki anksiyete düzeylerini belirgin derecede artırdığı saptanmıştır. Yine  aynı araştırmada kontrol grubuyla karşılaştırıldığında internet bağımlılarının depresyon düzeylerinin ve kompulsif eğilimlerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Sosyal anksiyete düzeyi yüksek olan kişilerin bu probleminin genetik olarak aktarılan ve bebeklik döneminde stres yanıtlarının (tükürük, ter ve idrarda katekolamin yıkım ürünleriyle ölçülen) yüksekliğiyle ortaya çıkan nörogelişimsel bir bozukluğu olduğu iddia edilmiştir. Çocukluk ve ergenlik döneminde çevreyle ve yabancılarla olan ilişkinin yoğun stres yanıtına yol açtığı kişilerde kaçıngan davranışın öğrenilerek bir kalıp olarak yerleştiği de ifade edilmiştir. Dolayısıyla komorbid olarak Sosyal Anksiyete Bozukluğu olan kişilerin bir kaçınma aracı olarak internet aşırı kullanımına eğilim gösterdikleri düşünülebilir.

Klinik Görünüm ve Tedavi

İnternet gibi ileri derecede sofistike bir teknoloji aracın bağımlılığın tanımlanması ve ayırıcı tanısını yapılması oldukça güçtür. Bu nedenle klinisyenlerin normal ve patolojik internet kullanımının sınırlarını çizmek açısından dikkatli ve deneyimli olmaları gerekir. Herhangi bir sınıflama sistemine henüz girmediği ve üzerinde genel anlaşma sağlanmış bir tanımının olmaması nedeniyle kendine en yakın bozuklukmuş gibi düşünülen patolojik kumar oynama kriterleri Young tarafından modifiye edilerek 8 maddelik bir değerlendirme ölçeği oluşturulmuştur. Ayrıca Goldberg tarafından geliştirilmiş 7 maddelik DSM-IV sınıflama sistemine göre uyarlanmış bir tanı ölçeği de bulunmaktadır.

Young’ın İnternet Bağımlılığı İçin Tanı Ölçütleri

(1)    İnternet ile ilgili aşırı zihinsel uğraş,
(2)    İnternete bağlı kalma süresinde artışa ihtiyaç duyma,
(3)    İnternet kullanımını azaltmaya yönelik başarısız girişimlerde bulunma,
(4)    İnternet kullanımının azaltılması durumunda yoksunluk belirtileri,
(5)    Başlangıçta olduğundan daha uzun süre internete bağlı kalma,
(6)    İnternetin aşırı kullanılması yüzünden ilişkiler, okul ya da işle ilgili sorunlar yaşama,
(7)    İnternete bağlı kalabilmek için aile üyelerine, terapiste ya da başkalarına yalan söyleme,
(8)    İnternete bağlı kalındığı süre içerisinde duygulanım değişikliğinin olması (umutsuzluk, suçluluk, anksiyete, depresyon gibi).

Goldberg’in İnternet Bağımlılığı İçin Tanı Ölçütleri

On iki aylık bir dönem içinde herhangi bir zaman ortaya çıkan aşağıdakilerin 3’ü veya daha fazlasıyla kendini gösteren, klinik olarak belirgin bir bozulmaya yada sıkıntıya yol açan uygunsuz internet kullanımı:

(1)    Aşağıdakilerden biriyle tanımlanan tolerans gelişimi:

(a)    İstenen keyfin alınabilmesi için belirgin olarak artmış internet kullanım süresi
(b)    Sürekli olarak aynı sürelerde internet kullanımı ile alınan keyifte azalma olması

(2)    Aşağıda tanımlanan şekilde yoksunluk gelişmesi. Ağır ve uzun süreli internet kullanımı sonunda aşağıdakilerden en az 2 tanesinin günler içinde ortaya çıkması (1 ay içinde ortaya çıkabilir) ve kişilerin bunlardan dolayı iş, soysal ve önemli işlevsel alanlarda sıkıntı yaşaması:

(a)    Psikomotor ajitasyon
(b)    Bunaltı
(c)    İnternette neler olduğu hakkında takıntılı düşünceler
(d)    İnternet hakkında fanteziler ve hayal kurma
(e)    İsteyerek ya da istemeyerek tuşlara basma hareketi yapma
(f)     Bu sıkıntılı durumlardan kurtulmak için internete veya benzeri servislere bağlanma

(3)    İnternet kullanımı genellikle planlandığından daha uzun süreler alır

(4)    İnternet kullanımını bırakmak veya denetim altına almak için sürekli bir istek veya boşa çıkan çabalar vardır.

(5)    İnternet ile ilgili eylemlere çok uzun süreler ayrılır (kitap almak, yeni web tarayıcıları ve programları denemek, dosyaları düzenlemek vb.)

(6)    İnternet kullanımı nedeniyle önemli toplumsal mesleki etkinlikler veya boş zamanları değerlendirme etkinlikleri bırakılır veya azaltılır.

(7)    İnternet kullanımı, yol açtığı sorunlara (uykusuzluk, evlilik problemleri, işe ve randevulara geç kalma vb.) rağmen aşırı olarak devam eder.

Özellikle birçok kullanıcının aynı anda oynadığı oyunlarda uzun süre bilgisayar başında kalan kişilerin epileptik nöbetler açısından risk altında oldukları öne sürülmüştür. Bu tür oyunlarla epileptik nöbet geçiren ve epileptik nöbetleri özellikle tonik-klonik jeneralize nöbetler şeklinde olan 10 vakalık bir seri yayınlanmıştır. Bu oyunların ne web sitelerinde ne de satılan disklerinde uzun süreli kullanımının nöbetleri tetikleyebileceğine dair bir uyarı bulunmamaktadır. Daha çok genç popülasyonda görülen bir problem olmakla birlikte bizim gözlemlerimize göre internet bağımlığı, ileri yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir. Emekliliği takiben görülen aşırı internet kullanımı vakaları da bildirilmiştir.

İnternet kullanımının ve bilgisayar başında uzun süre vakit geçirmenin sterotipik bir davranış örüntüsü olarak ortaya çıkabileceği ve bu aşırı haşır neşir olmanın Parkinson hastalığının az görülen ve ilginç bir semptomu olabileceğine dikkat çekilmiştir. Bahsi geçen vakada durumun bir obsesif kompulsif bozukluk veya literatürde daha önce belirtildiği gibi manik bir episod ile ilişkili olmaması da önemlidir. İnternet bağımlılığı tanısını koyarken bu durumun bir mani veya obsesif-kompulsif bozukluğun görüngüsü olmadığına emin olmak gerekir.

Tedavi

İnternet bağımlılarının önemli bir kısmında komorbid olarak bulunan psikiyatrik hastalıklar bazen hastalığın gidişatını kötüleştirdikleri gibi kısmen veya tamamen internet bağımlılığın nedeni de olabilir. Bu nedenle altta yatan böyle bir psikiyatrik rahatsızlık varsa öncelikle bunun tedavisinin yapılması gerekmektedir.

Temel prensipler genel bağımlılık tedavisinden çok farklı olmamakla beraber, görülme yaşının kısmen daha düşük olması ve çocuk ve ergenleri özellikle akademik dönemlerinde etkilemesi açısından tedavinin hızlı ve etkin şekilde yürütülmesi ve bu konuda aile ile sıkı işbirliğinin yapılması şarttır. İnternet bağımlığı konusunda gerekli bilgilendirmelerin ve uyarıların hem aile hem de çocuklara verilmesi de bağımlılığın önlenmesi açısından önemlidir. Birçok vakada antidepresan kullanımı varolan depresyon ve anksiyete semptomlarını azaltmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Etkilenmiş kişinin hayatını organize etmek ve internette geçirdiği vakti azaltacak dışsal engeller yaratmak gerekir. Örneğin akşam eve gelir gelmez internet başına geçen bir kişinin eve daha geç gelmesini sağlamak için bir kursa başlatmak, sabah saatlerinde spor yapıyorsa bunu akşama kaydırmak gibi müdahaleler etkili olabilir.

Epidemiyoloji

İnternet bağımlılığı her yaşta ve cinsiyette görülen bir rahatsızlıktır. Yapılan bazı çalışmalarda internet bağımlısı olarak nitelendirilebilecek hastaların oranı toplam kullanıcıların %1.98’i ile %3.5’u arasında değişmiştir. Ayrıca internet bağımlılığı açısından risk altında olabileceği düşünülen kullanıcıların oranı ise % 8.68 ile % 18.4 arasında bulunmuştur. İnternet bağımlılığı görece daha geç yaşlarda başlayan psikoaktif  madde ve alkol ve kumar bağımlılığın aksine daha erken yaşlarda başlıyor gibi gözükmektedir. En büyük risk grubu 12-18 yaş arasındaki ergenlerdir. Her iki cinsiyette de görülebilmesine rağmen erkeklerde kızlardan 2 veya 3 kat daha fazla görülmektedir. Ülkemizde de 12 yaşında bir vakadan bahsedilmiştir.

Klinik Görünüm

Tipik bir internet bağımlısı haftada 40-80 saat arasında bilgisayar başında kalmakta ve tek seferde hiç aralıksız 20 saate kadar bilgisayar başından kalkmayabilmektedir. Uyku döngüsü bozulan hasta uyarıcı madde kullanmaya aşırı kahve ve kolalı içecekler tüketmeye başlayabilir, fiziki aktivitenin giderek azalmasına bağlı obesite, karpal tünel sendromu, sırt ağrısı ve postür bozuklukları gelişebilir. ABD‘de yapılan bir çalışmada 152 ortaokul öğrencisinde bilgisayar kullanımına bağlı kas ve iskelet ağrıları araştırılmış ve anlamlı oranda yüksek bulunmuştur.

Yakın zamanda yapılan bir çalışmada internet bağımlılığının Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu ile olan ilişkisi araştırılmış, günde 1 saatten fazla internette vakit geçiren çocuklarda dikkat eksikliği semptomlarının varlığı saptanmıştır.

Ancak bu bağlantı vücut kitle endeksi, karşıt olma karşıt gelme bozukluğu ve hiperaktivite semptomları ile gösterilememiştir. Bir diğer çalışmada da internet bağımlılığı vakalarının birçok komorbid psikiyatrik bozukluğu olduğu ve komorbidite gösterilen rahatsızlıkların yaş ile değiştiği ancak ilk öğrenim gören çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite skorlarının ortalamanın %20 si kadar üzerinde olduğu bulunmuştur. Hiperaktivitenin ve diğer birçok yayında iddia edildiği gibi sosyal fobi ve depresyonun internet bağımlılığının nedeni veya sonucu olabileceğine iddia edemesek de klinisyenlerin internet bağımlılığında komorbidite konusunda dikkatli olmaları önerilmektedir. Hiperaktivite özellikle çocuk ve ergen yaş grubunda internet bağımlılığı açısından ciddi risk oluşturuyor gibi gözükmektedir, hiperaktif çocuklarda aşırı bilgisayar ve internet kullanımı konusunda ülkemizde de vakalar  kapadığı ve hasta tarafından bilinmeyen bir şifre girilmeden tekrar açılmadığı bir program bilgisayara yüklenebilir. İnternet modern hayatın vazgeçilmez bir teknolojik kolaylığıdır. Bir kişiyi internetten tamamen uzaklaştırmak klinisyenin amacı olamaz.

Ancak daha önceden alkol ve madde bağımlılığı olan kişiler interneti ‘ güvenli ‘ bir bağımlılık olarak görüp diğer bağımlılıklarının yerine koymaya meyillidirler, bu nedenle bu kişilerde bağımlı davranışı tamamen kesmeye yönelik bir strateji izlenmelidir.

Sonuç

İnternet bağımlılığı internetin kontrol dışı ve zararlı kullanımını tanımlayan bir terimdir. Ancak henüz diğer bağımlılık tiplerindeki gibi çerçevesi tam çizilmiş bir tanı ve değerlendirme ölçütü yoktur. Bu nedenle zaman zaman başka hastalıkların semptomu olarak ortaya çıktığı halde yanlış tanı koyulabilmekte, bazen de tam tersine bu yönde sorgulama yapılmadığı için atlanabilmektedir.

Ülkemizde genç nüfusun yüksekliği ve internet kafelerin kontrolsüzce yaygınlaşmış olması bir güvenlik sorunu olduğu kadar bu yeni tanımlanmakta olan hastalık için uygun bir zemin oluşturmaktadır. Ebeveynler internetin zararlı kullanımı olabileceği konusunda yeterince aydınlatılmamışlardır. Klinisyenlerin bu hastalık ve ülkemizde yaygınlaşma potansiyeli konusunda bilgili olmaları gerekmektedir.




 



728x90


Yorum ekle

Yapacağınız yorumlar için teşekkürler. Yorumunuz admin tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


Güvenlik kodu
Yenile